Çocuklarla Nasıl Bir İletişim?
Çocuk yetiştirme biçim ve yöntemleri bireyin gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Değişen yaşam koşulları, kuşaklar arasındaki fark, bir önceki kuşaktan öğrenilen bilgiler, yaşanan kültür ve sosyo-ekonomik düzey anne-babanın çocuk yetiştirme biçim ve yöntemlerini etkileyen faktörlerden birkaçıdır. Tüm bunlar anne-babanın çocukların gelişimleri için uygun ortamları hazırlamasında etki eder. Tüm bu etkilere rağmen, ilk bebeklik döneminden başlayarak, çocuk aile içinde sevildiğini, kabul gördüğünü ve güven duygusunu hissedebileceği ortamlara ihtiyaç duyar. Bu uygun ortamları oluşturan etmenlerden biri de kullanılan dildir, yani iletişim yollarıdır. Etkili iletişim yolları ile yetişen çocuklar, aile içinde anlaşıldığını ve kabul gördüğünü hissederek daha özerk, kendine güvenli bireyler olarak yetişirler. Aile ortamı ayrıca bir öğrenme ortamıdır. Çocuk anne-babasından öğrendiği iletişim yollarını hem kendi anne-babasıyla hem de aile dışında kullanacağı için gelişimini daha sağlıklı tamamlayacaktır. Etkili olmayan iletişimin kullanıldığı aile ortamlarında, çocuk aile içinde kabul görmediğini anlaşılmadığını hissedeceği için bu duyguları ev dışında arayacaktır.
Olumsuz İletişim
a. Anne-Baba Tutumları
b. İletişimi Engelleyen Faktörler
İletişim Nedir?
İletişim, dil kullanarak ya da kullanmaksızın, duyguların, düşüncelerin ve yaşantıların ifade edilme yöntemidir.
Anne-baba, anne-çocuk, baba-çocuk, öğretmen-öğrenci kısaca insan-insan arasında sözlü veya sözsüz karşılıklı anlam içeren mesajların iletimine iletişim diyoruz. İletişim olumlu veya olumsuz olabilir.
Olumsuz İletişim
Karşısındakini dinlememe, aşağılama veya sorulara karşılık verirken kırıcı bir üslup kullanma olumsuz iletişim örneklerindendir.
Çocuğun Aile İle Olan İlişkileri
Annenin hamile kaldığını öğrendiğinde bebeğinin farkına varması ile birlikte iletişim süreci de başlar. Babanın annenin karnını sevip okşaması, bebeğin hareketlerini anne ile birlikte izlemeleri "Sen şu andan itibaren bizim hayatımızın önemli bir parçasısın" iletisini sevgi ile yüreklerinden geçirmeleri bebekleri ile ilk iletişimlerini başlatır. Bebeğin bakımının getirdiği sorumluluk, bazen eşler arasında sorunlar yaşanmasına neden olabilir. Bazen eşler toplumsal rollerin getirdiği sorumlulukların etkisiyle yaşadıkları güçlükleri ifade etmekte zorlanırlar. Ertelenen bu duygular giderek daha büyür ve hiç beklenmeyen durumlarda şekil değiştirerek ortaya çıkar ve ilişkileri zedeler. Eşler arasındaki bu olumsuz iletişim bebeği de etkileyebilir. Bebeğin en iyi gıdası anne baba arasındaki sağlıklı ilişkinin yarattığı iletişim ortamıdır.
Çocuk ailenin, anne ve babanın olumlu veya olumsuz yanlarını özdeşim yoluyla içine sindirir. Anne, baba ve kardeşleriyle sürekli bir etkileşim içindedir. Çocuk iyi bir gözlemcidir. Aile üyelerinin birbiriyle olan ilişkilerini gözlemler ve değerlendirir, sonuçlar çıkarır ve tepkiler gösterir
Çocuk, eğitimde daima anne ve babayı model almaktadır. Çok katı ve gerçekçi bir babanın oğlunun duygusal ve sevgi dolu olması beklenemez. Bunun gibi ancak mutlu ve güleryüzlü annelerin, mutlu ve gülen çocukları olur. Bebek büyürken kendini güvende hissetmez ve sevildiğini fark etmezse yaşamında mutsuzlukta doğal bir olgu olur. Sadece bebekler değil büyük çocuklarda okşanmaya gereksinim duyarlar. Şefkat, kucağa alınma ve canını yakmayan küçük çimdikler çocuğun zekasını geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda egosunu güçlendirerek kendine güvenen bireyler olmasını sağlar. Baba ve kız arasında yaşanan olumsuz iletişim, kız çocuğunun özgüvenini kazanamamasına ve kız çocuklarının kendilerini sevememesine neden olabilmektedir. Aile içindeki ilişkileri, anne ve babanın birbirine karşı tutumu oluşturur. Gergin ve sürtüşmeli bir aile ortamı çocuklar için güvensiz ve tedirgin bir ortam yaratır. Uyumsuz ailelerde, kişiliği iyi olmayan bireyler yetişebilir.
Ev, aile ilişkilerinin sergilendiği bir sahne gibi düşünülebilir. Çocuklar, bu sahnede insan ilişkilerini bütün karmaşık yönleri ile gözlemler ve yaşarlar. İnsan ilişkilerini belirleyen anlaşma, uzlaşma, bağlılık, işbirliği gibi olumlu nitelikleri evde, aileleri arasında kazanırlar. Anlaşmazlık, çekişme ve çatışma gibi olumsuz durumlarda takınacakları tutumları da evde öğrenirler.
Çocuğun aile ile olan ilişkilerinde anne-baba tutumları önemli yer tutmaktadır.
Anne-Baba Tutumları
Türk aile sistemine bakıldığında genelde otoriter, kısıtlayıcı, aşırı koruyucu ve kontrol edici bir yapının öne çıktığı, çocukların saygılı, baş eğici, pasif, uysal kişilik yapısıyla biçimlendiği, kurallara uygun davranışlar ödüllendirilirken, aktif, sorgulayıcı, atılgan davranışların cezalandırıldığı görülmektedir. Başka bir deyişle toplumumuzda çoğunlukla pasif ve söz dinleyen çocuklar anne-babayla olumlu ilişkilere girmekte, kendi görüşlerini ifade edebilen aktif ve girişken çocuklar ise çatışma kaynağı olmaktadır. Anne- babalar daima çocuklarını korumaya programlanmaktadırlar. Oysa çocukların özgüvenlerinin gelişebilmesi için tek başlarına ayakta durmayı öğrenebilmeleri ve anne-babalarının onun yeteneklerine inandıklarını hissetmeleri gerekmektedir. Örneğin yatağını bozuk toplayan çocuğa "hiç güzel olmamış" demek yerine "her düzelttiğinde daha güzel oluyor" demek onun yeteneklerine inanıldığını ve ona güvenildiğini hissettirmektedir.
Anne-babalar çocuk eğitirken davranışlar sergilerler
a. Denetleyici yaklaşım
b. Destekleyici yaklaşım
c. Pasif yaklaşım
Olumsuz Aile Tutumları
a. Aşırı sevgi ve gevşek eğitim
b. Aşırı sevgi ve sıkı eğitim
c. Yetersiz sevgi ve aşırı disiplin
d. Yetersiz sevgi ve gevşek eğitim
Diğer Olumsuz Aile Tutumları
a. Anne ve babanın tutumları arasında tutarsızlık
b. Aile içindeki kardeşlere farklı tutumlar
c. Aile içi kutuplaşmalar
Başarıları dikkate alınmayan, hataları devamlı yüzüne vurulan çocuk, başkalarının önünde her zaman bir başarısızlık örneği olup çıkar. Hiç kimse bu başarısızlığı ortadan kaldırmanın çaresini düşünemez. Sevgi nedir bilmeyen bir çocuk, başkalarını sevmekte de güçlük çeker. Diğer insanlarla arasına hep bir duvar kurar. Başkaları ile sağlam ilişkiler kurması, dostluk duygusu beslemesi imkansız hale gelir.
Çocukla İletişimi Engelleyen İlkeler
1- Tutarsızlık İlkesi
2- Sorunu Sahiplenme İlkesi
Anne-Babaların İletişim Engelleri
Anne-babalar çocukları ile günlük iletişimlerinde çeşitli iletişim engelleri kullanırlar. Bu engeller çocuğun kişilik gelişiminde bozukluklara ve ilerdeki iletişim seçeneklerinde yanlış davranışları benimsemelerine neden olabilir. Baba eve geldiğinde çocuğunun kendisini beklediğinin farkında değildir. Günlük iş yaşamının getirdiği yorgunluk, stres nedeniyle eve dinlenmek için gelmiştir. Bu bilinçteki babanın yüzü asıktır ve "Ben yorgunum, beni yalnız bırak" ifadesiyle çocuğun yüzüne bakar. Çocuk konuştuğu zaman ise duymazlığa gelir veya "Hı, hı" gibi kestirme, anlamsız yanıtlar verir. Bu ilişki içinde bu babanın çocuğu, "Babam beni sevmiyor!" yargısına varır ve gelişmesi sağlıklı olmaz.
SONUÇ
Ailenin çocuğuyla iletişim kuramadığı veya olumsuz iletişim kurduğu çocuklar, genel olarak mutsuzdurlar. İletişimsizliğin varlığı onları ömürlerinin sonuna kadar rahatsız eder ve yaşamlarında hep yalnız, çekingen ve umutsuz olurlar. |
 |
Konu Başlıkları |
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
|